Doğum Borçlanmasından Kötü Haber

Sosyal güvenlik reformu nerdeyse büyük bir kısmı çalışanların aleyhine hükümler içermesine rağmen, bazı hükümler çalışanlara birtakım avantajlar getiriyordu. Bunlardan birisi de SSK’li annelere doğum borçlanması hakkı verilmesiydi. Borçlanmaları düzenleyen ilgili yasada ifade şöyleydi: “5510 sayılı kanuna göre sigortalı sayılanların; a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki (SSK’li) sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri borçlanabilirler.”

Ancak yasa koyucunun SSK’li anneler için getirdiği bu açık yasa hükmüne rağmen SGK doğum borçlanmasını kısıtlamış ve bu nedenle birçok anne doğum borçlanması yapamamıştı.

SGK bu tarihte bazı koşullar öne sürmüş ve bu koşulları gerçekleştirmeyenlere borçlanma hakkı vermemişti. Buna göre;

* Borçlanma yapacak annenin ya SSK’li çalışırken doğum iznine ayrılması ya da işten ayrıldıktan sonra 300 gün içinde doğumun gerçekleşmesi,

* Doğumdan sonra adına prim ödenmemesi ve borçlanacağı sürede çocuğunun yaşaması şartları aranmaktaydı.

Birçok anne bu hukuksuz uygulamayı yargıya taşıyıp mahkemelerden SGK aleyhine kararlar almaya başlayınca SGK 300 gün şartından geri adım attı. SGK, 2.5 aydır beklenen doğum borçlanmasına ilişkin 2010-106 sayılı Hizmet Borçlanma İşlemleri Genelgesi’ni birkaç gün önce yayımladı. Ancak son yapılan düzenlemelerle doğum yaptığı tarihte SSK’li olmayan anneleri bu haktan mahrum bırakmaya devam etti. Yapılan düzenlemeye göre, doğumun çalıştığı işinden ayrıldıktan sonra 300 gün içinde gerçekleşmesi şartı kaldırıldı.

Ancak, sigortalı olduğu tarihten önceki doğumlar için de borçlanma yapılamayacak. Yani, önce SSK’li olup, SSK’li olduğu tarihten sonra yapılan doğumlar için çocuğun yaşaması şartıyla doğum sonrası çalışılmayan 2 yıla kadar süre borçlanılabilecek. Bu durumda doğum borçlanmasının sigorta başlangıcını geriye götürerek erken emekli olabilmenin önü kapatıldı. Ancak bu hukuksuz uygulamayı yargıya taşıyan annelerin bu konuda olumlu kararlar alabilmeleri mümkün.

Kanunlar gereği verilen ücretsiz doğum izni ya da analık izni süreleri örneği SGK tarafından hazırlanan hizmet borçlanması başvuru belgelerine göre sigortalılar ve hak sahipleri tarafından sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerine yapılacak. SSK’li sigortalı kadının doğum tarihinden sonraki borçlanmak istediği iki yıllık süre kurum hizmet kayıtlarından tespit edilecek.

Borçlanılacak sürelere ait prim tutarı, sigortalıların veya hak sahiplerinin talepte bulundukları tarihte yürürlükte olan asgari ücretle ve asgari ücretin 6.5 katı olan SGK tavan tutarı arasında sigortalı tarafından belirlenecek tutarın yüzde 32’si oranında hesaplanacak. Asgari ücretle borçlanma tutarı bu durumda aylık 760.50 X 0.32= 243.36 TL olacak.

Aile hekimleri vergide ne yapmalı?

Aile hekimliği uygulaması Türkiye ve dünyada kapsamlı kişisel sağlık hizmet almanın yollarından biri. Uygulamada bireylerin ve aile fertlerinin ikamet yerlerinin yakınlarında ya da kolaylıkla ulaşabilecekleri bir yerde bulunan aile hekimleri, ilk başvuracakları, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü. Aile hekimliği uygulaması her ülkede kendi ihtiyaçlarına göre oluşturup uygulanıyor.

Halen Türkiye’de aile hekimliği anabilim dalı kurulmuş tıp fakültelerinin sayısı yaklaşık 40’tır. 2005 yılında Düzce’de pilot uygulama ile başlayan aile hekimliği bugün 60 ili geçmiş, yıl sonuna kadar tüm illerimize yayılması hedeflenmiştir. Yalnızca İstanbul’da 2010 yılında 3 bin 624 aile hekimi olması hedeflenmiştir. Bakanlık 2050 yılında Türkiye’de toplam aile hekimi sayısının ise 48 bin 500 olmasını öngörüyor. Sevgili okurlarım, bu genel anlatımdan sonra gelelim işin bizi yakından ilgilendiren kısmına, yani vergi ve muhasebe boyutuna.

Aile hekimliği ile ilgili yönetmelik hükümleri ve Gelir Vergisi Kanunu’nda durum açıktır. Buna göre; aile hekimleri yanlarında çalıştıracakları, temizlik, sekreterlik, şoförlük gibi hizmet elemanları ücretleri, serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerle işyeri kirası ve esnaflara mal ve hizmet alımı için yaptığı ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.

Birden çok aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde ise bu yükümlülük yönetici olarak belirlenen aile hekimi tarafından yerine getirilecektir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesi kapsamında yapacakları ödemeden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan aile hekimlerinin, ilgili vergi dairesinde muhtasar yönünden mükellefiyet kaydı yaptırmaları ve yapmış oldukları kesinti için muhtasar beyanname ile ödemeleri gerekmektedir. Ve bu beyannamenin elektronik ortamda verilmesi zorunludur. Buna uymayanlara usulsüzlük cezası kesilecektir. Aile hekimleri işyerlerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine muhtasar beyanname vermek için gelir vergisi stopaj mükellefiyeti tesis etmeleri gerekir. Son bilgi; tüm bu yükümlülükler 1 Eylül 2010 tarihinden itibaren başlamıştır.